Tokat Şehir Gazetesi Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | tokatsehirgazetesi.com

ENGİN ALTUNOĞLU YAZDI : " Mekke Anlaşması: “Hepimiz Birimiz, Birimiz Hepimiz İçin!”

GÜNDEM

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında yapılan Mekke Anlaşması gündeme bomba gibi düştü. Özellikle de ABD-İran savaşı devam ederken yapılan bu anlaşma, birçok soru işaretini de beraberinde getirdi. Biz de bu yazımızda bu soru işaretlerini ve olası cevaplarını masaya yatıracağız.

Bu anlaşma tam olarak nedir? Bu anlaşma kimlere karşı, kimleri korumaktadır? Anlaşmanın adı Ankara, İslamabad değil de neden Mekke Anlaşması'dır? Bu anlaşmaya başka ülkeler de dahil olabilir mi? Bunlar gibi birçok soru gelebilir aklımıza. Ancak biz en can alıcı sorulardan başlayacağız, cevap aramaya.

Bu anlaşma nedir?

Bu anlaşma aslında yaklaşık bir yıldır üzerinde çalışılan bir anlaşmadır. Bu anlaşmayla birlikte nükleer güç olan Pakistan, petrol gücü olan Suudi Arabistan ve askeri ve stratejik güç olan Türkiye aynı masa etrafında birleşmiş oldu. Türkiye ile Pakistan zaten yıllardır askerî iş birliği ve ortak gemi üretimi gibi birçok alanda ortaklık yapıyordu. Bu üç önemli güç bir anlaşma yaparak, deyim yerindeyse İslami bir NATO kurdular da diyebiliriz.

Anlaşmanın adı ise İslam âleminin sembolik başkenti olarak görülen Mekke olarak belirlendi. Çünkü bu isim sembolik bir kapsayıcılık anlamı taşıyor.

Bu anlaşma kimlere karşı yapıldı? Daha da açık sormak gerekirse, bu anlaşma İran'a karşı mı yapıldı?

Açıkçası bu anlaşmayı sadece İran'a karşı yapılmış bir anlaşma olarak görmek haksızlık olur. İslam dünyasının atması gereken en temel adımlardan biriydi bu.

Ancak anlaşma duyurulur duyurulmaz sadece iki ülke buna tepki gösterdi. Bu ülkelerden birisi İsrail, birisi de İran. Burayı yorum yapmadan bırakıyorum ve küçük bir İran parantezi açmak istiyorum.

İran, Doğu Türkistan'da Müslüman Türklere soykırım yapan Çin'le müttefik değil mi? İran, Çeçenistan dahil Kafkasların birçok bölgesinde Müslüman katliamı yapan Rusya ile müttefik değil mi? İran, Türkiye PKK ile mücadele ederken örgüte destek iddiaları ile gündeme gelen, bazı aşiretleri kışkırtıp, bazı cemaatler üzerinden Türkiye'de espiyonaj faaliyetleri yaparak Türkiye sosyolojisine müdahale eden ülke değil mi? İran, Türkiye'ye karşı yaptığı istihbarî faaliyetlerin yarısını ne İsrail'e karşı yapmıştır ne de ABD'ye karşı yapmıştır. Yapsaydı bu hâle düşmezdi.

İran, gücü kuvveti yerindeyken dostlarını arayıp sormayan ve hatta onları zayıflatmanın yollarını arayan, başı belaya girdiği zaman ise tekrar dost kılığına giren bir yönetim anlayışına sahiptir. İran halkının ise yönetimde hiçbir söz hakkı olmadığı için rejimin günahlarını İran halkından sormamak gerekir.

Bu anlaşmanın bir de terörsüz Ortadoğu ayağı vardır. Kendi içindeki barış ve kardeşliği sağlamaya çalışan Türk Devleti, bu barışın tek yolunun bölgedeki istikrar ve güvenlik olduğunu gördü.

Sürekli barış sloganları atarak, zeytin dalı sallayarak ve güvercinler uçurarak barışı sağlayamazsınız. Öyle bir güç hâline gelirsiniz ki barışı tehdit eden tüm unsurlar nefes bile alamaz bir hâle gelir.

Türkiye küresel bir güçtür. Doğuda ve Batı'da Türkiye'nin olmadığı bir masa düşünülemez! Yaklaşık iki yüz yıl süren yorgunluğumuz ve sessizliğimiz bize toprak kaybettirmiş olabilir ama Namık Kemal'in “Vatan” şiirinde dediği gibi: “Ecdâdımızın heybeti, ma'rûf-u cihândır,
Fıtrat değişir sanma, bu kan yine o kandır!”

İran rejiminin Türkiye'nin yaptığı uluslararası anlaşmaları kendisine karşı yapılmış anlaşmalar olarak görmesi bile bilinçaltlarındaki Türkiye'yi rakip ve hedef olarak görmelerinin ispatı niteliğindedir.

Mekke Anlaşması her anlamda Türkiye'nin bölgedeki etkinliğine olumlu yansıyacaktır. Anlaşmaya karşı Türkiye'den yükselen çatlak sesler, İran'ın Türkiye'deki istihbarat faaliyetlerinin ürünüdür. Bu anlaşmaya yakın bir zamanda Mısır ve Suriye de katılabilir.

İran ise mezhep odaklı politikalarına devam ettiği sürece bu coğrafyada yalnız kalmaya mahkûmdur.

Çin ve Rusya'nın dostluğunu en iyi Türk Milleti bilir. İran bunu yaşayarak deneyimlemek istiyorsa kendisi bilir.

İran'ın tek şansı, kendi İslam'ını üretmeye çalışmak yerine İslam dünyasıyla mezhepçilik oynamadan birlik olmaktır. Eğer İran bunu yapmazsa, İslam dünyasında yapılan tüm anlaşmalar doğal olarak İran aleyhine sonuçlar doğuracaktır.

Ortadoğu yeniden şekilleniyor. Türkiye bu defa şekil verilenler değil, şekil verenlerin masasında...

Bakalım zaman ne gösterecek...

Engin Altunoğlu

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.