Kadına pozitif ayırımcılığı Anayasamıza koyduğumuz gün zokayı yuttuk. Bu
ne anlama geliyordu? iki kişi bir işe müracaat etmişse bir kadın diğeri
erkek ise kadına öncelik verilir anlamına geliyordu. Herhalde bundan daha
kaba bir kabahat yoktur.
Peki evi annesiz bırakarak sağlıklı bir aile huzuru oluşabilir mi? Ayrıca evin
erkeği çalışıyorsa neden kadını da çalışmaya teşvik ediyoruz. Öyle bir hale
geldik ki milyonlarca gencimiz sokakta işsizken biz kadına pozitif
ayırımcılık yaparak onlara iş veriyoruz. İş yapmak, çalışmak o kadar kolay
mi ki kadını iş hayatına taşıyoruz. Millet olarak kendimizi kime
beğendirmek istiyoruz.
Şehrimizde işsiz bir vatandaşımız var, durumu çok kritik, İş-Kur'a
müracaat ediyor, oradaki ilgililer diyor ki; “kadının çalışacaksa ona iş
verilebilir, ama sana göre iş yok.” Şimdi soruyorum bu rezalet değil mi? Bu
kadını evden çıkarma sevdası nereden kaynaklanıyor? Yoksa birileri moda
dünyası ve kozmetik sanayiye mi hizmet ediyor?
Çünkü dışarı çıkan bir kadın genellikle kılık kıyafetine dikkat eder,
makyajına dikkat eder, baş açıksa kuaföre gider, bu da zaten maaşın
yarısını yutuyor maalesef!
Geçen yıllarda duydum ki bayan kuaförlere destek fonu varmış, yani hangi
tarafa bakıyorsanız içinde şeytanın parmağı vardır.
Aile Bakanımız evlilik desteği, çocuk desteği vb. bir çok destekten bahsetti
ama bu destek herkese de verilmiyor. Benim ikiz çocuğu olan bir kızım var,
7 yıldır evimde yaşıyor doğum parası dışında kendisi hiçbir katkı alamadı.
Yıllar önce müracaat etti reddoldu, ben sebebini sordum, bana dediler ki;
“Kaldığı evde maaşlı var, evin arabası var, ev kira değil, bu üçü kriteri
muracaatın ret etmek için yeterli kabul ediyoruz. Yazıklar olsun işin
kolayına kaçan ve bu kriterleri icat edene! halbuki ev benim ama ben
Morgeç kredisini ödüyordum, araba aynı zamanda masraftır, üstelik yakıt
alarak devlete vergi ödüyorum.
Neyse bana denildi ki adresini değiştirsin, kardeşimin evine adresini
aldırdık yine bir bahaneyle yardım verilmedi. Ben ne anladım bu işten
şimdi bazı kevaşe herifler diyecekler ki “ha kızına katkı verilmedi diye
veryansın ediyor,” onlara da teessüf ediyorum, ben var olan haksızlığı en
yakınımdan örnek verdim, ayrıca kızıma demiştim ki “kızım çalışmana
gerek yok, sen torunlarımı yetiştir gerisine Allah kerimdir” yağımızda
kavruluyoruz, ben emekli bir öretmenim rızkımıza da razıyız. Ama böyle
binlerce mağdur var.
Kreş desteği vermenin tuhaflığına bakın! çalışan kadına kreş yardımı var,
ama çalışmayıp evlat yetiştiren kadına yardım yok, bu da ayrı bir haksızlık
değil mi?
Önümüzde "Ailenin on yılı" var, eğer burada İslami değerlerimizden yola
çıkarak bir iyileştirmeye gidersek Allah’ın inayetiyle toplumda bir aile de
oluş, aile huzuru da. Yok eğer yeşil feminist bir oluşum olan KADEM’in
mantığıyla aileye el atarsak vallahi elimizde kalır!
Peki ne yapılmalı?
Homojen kız, homojen erkek okulları olmalı,
Okullarda “Ailemiz” adlı bir ders olmalı,
Evlilik öncesi evlenen çiftler için Aile okulları olmalı,
Patronların emrinde çalışmayan ama evinde 24 saat çalışan annelere
sigorta ve asgari ücretin en az üçte biri ödenmeli, baktığı çocuk sayısına
göre bu ödeme oranı artırılmalı.
Eğer karı, koca çalışıyorsa o evde kayda değer bir huzur olmaz, çocuk
sayısı 1,2 ya da maksimum üç olabilir, isterseniz bunun istatistiğine bakın,
o da yetmiyor en çok onlar haline acıyor, dizine vuruyorlar.
Hatırladığım kadarıyla meslek hayatımda en çık çift maaşlılar halinden
şikayet ediyorlardı. Ayrıca “anne işe, baba işe, çocuklar kreşe” olunca da
evlat yetişemiyor, çocuk anne şefkatinden mahrum büyür.
Bu çift maaşlıların çoğu Arabanın modelini değiştirerek, kaç yılda bir yeni
bir ev alarak, çocuğunun özel okul ve özel ders paralarını vererek daima
sıkıntı yaşıyorlardı, ama ben tek maaşlıydım,6 çocuk babasıydım ve
maaşım bana yetiyordu.
Bugün Aile bakanımız Mahi Nur hanım şehrimize gelmişti. Bayan olması
münasebetiyle yemek sofrasına kulağına eğilmek istemedim, ama protokol
müdürüne bir şeyler not ettirdim.
İlki bu kimliklerimizde neden cendır(cinsiyetsiz) yazıyor dedim, bunun bir
an evvel düzeltilmesi gerekiyor, 6284 numaralı yasa ne zamana kadar
cinnet ve cinayetlere davetiye göndermeye devam edecek? “Aileye sahip
çıkıyoruz demekle iş olmuyor arkadaş.”
Ben eşimle, kızımla, torunlarımla yaşamaktan mutluyum, her halde en
büyük kazançta bu olsa gerek. Genç kızlarımıza da bir tavsiyem var "önce
eş, sonra istişareyle iş" deyin, üstelik çocuğunuz olursa hiç çalışmayın e
mi?
Güçlü kadın diyen yetersiz kimseler kadının zarafetini, naifliğini,
merhametini ondan aldılar, başkasının hizmetine koydular. Bazı kabak
kafalı kimseler de şöyle diyor "kızlar okumasın mı?" yahu okusun da neyi
okusun? senin müfredatım ne olduğu belirsiz insan yetiştiriyor. Edep,
marifet ve hikmet kavramlarında yabancı bir eğitim sistemin var.
Milyonlarca üniversite mezunu çocuklarımız sokaklarda aval aval dolaşıyor.
Bazı gerekli alanlar için yeterince kızlarımız da okur merak etmeyin. Benim
üç kız, üç erkek çocuğum var, hepsi de üniversite mezunu. Yeter ki
aklımızda bir hinlik olmasın.
Eyüphan Kaya