Adam diyor ki:
“Ben SAHA EXPO 2026’ya gittim, gördüm. Vallahi de billahi de YILDIRIMHAN füzesi gerçek değil. Yemin ediyorum, maket yapıp oraya getirmişler. Hem zaten o ağırlıktaki bir balistik füzenin o mesafelere, o hızlarda gitmesi de imkânsız. Sempatik görünsün diye de üzerine Atatürk imzası atmışlar.”
Yahu bre gafil!
Sana oraya gerçek füzeyi mi getirecektik? 3 milyar dolarlık füzeyi sen tatmin ol diye sergi sergi gezdirelim mi?
Pabucumun gazetecisi… Sanki evinin mutfağında her gün balistik füze yapıyor da bizim YILDIRIMHAN’ı beğenmiyor.
Yürüme bandında 6000 metre yürüyemeyip ayağını görmesine engel olan göbeğini eritemeyen, sıvı nitrojen yakıtı versek üzüm sirkesi zannedecek olan zatı muhterem; 6000 km menzilli kıtalar arası füzeyi beğenmemiş de kalkmış bize füze tarifi yapıyor:
“Efendim, füze öyle olmaz. Şöyle yapacaksın; güzel bir LPG’li motor, iki tane abartı egzoz, bir de ses sistemi… Gerisini geridekiler düşünsün…”
Bu örnekleri 15 Temmuz darbesinde de yaşamıştık. Darbeyi beğenmemişti bugün füze tarifi veren gazeteci tayfa!
“Efendim, böyle darbe mi olur? Bu darbenin saati yanlış. Darbe dediğin sabaha karşı olur. Akşamdan niyet edeceksin, şöyle kargalar kahvaltısını yemeden uyanacaksın falan… Güneş doğdu mu darbe bozulur…”
KAAN uçağının motoru yok diye sevinen de bu, camını paspas sapıyla tutturmuşlar diye mizah konusu yapan da bu, “Bize kim saldıracak, İHA, SİHA yapmaya ne gerek var?” diyen de bu…
Siyasi partisini, vatanından ve milletinden daha fazla sevmeye başlayan bir topluluğa söylenebilecek çok fazla söz yoktur.
Çok da uzatmaya gerek yok.
Aidiyet meselesi…
Engin Altunoğlu
