Evrensel Vasiyet: Veda Hutbesi

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu yılı "Mevlid-i Nebi Yılı" ilan etmesi, modern dünyanın hengamesinde kaybolan insanlık için kuşkusuz çok kıymetli bir hatırlatma vesilesi oldu. Bu kapsamda, İlçe Müftümüz Sacit Emiri hocamızın destekleriyle gerçekleştirilen anlamlı bir sohbette Kaya, adeta zamanı geriye sararak bizi Asr-ı Saadet’in o en hüzünlü ama bir o kadar da muhteşem gününe, Veda Hutbesi’nin irad edildiği ana götürdü.

Kaya’nın "Selam ve dua" ile ilmek ilmek ördüğü konuşması, sadece dini bir nasihat değil; adaletten kadın haklarına, iktisadi adaletten ırkçılıkla mücadeleye kadar bugünün kanayan yaralarına şifa sunan evrensel bir reçete niteliğindeydi.

Konuşmanın en can alıcı noktalarından biri, insanlığın inanç eksenindeki tasnifiydi. Kaya, insanları "ehl-i iman" ve "ehl-i davet" olarak ikiye ayırırken, kibirden arınmış bir duruşun altını çizdi. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin, “Kafire kem gözle bakma, iman üzere ölmeyeceği ne malûm?” sözünü hatırlatarak madalyonun diğer yüzünü çevirdi: “Peki, bizim iman üzere ölüp ölmeyeceğimiz ne malûm?”

"İman ettim" demekle sorumluluğun bitmediğini, aksine korku ile ümit (havf ve rica) arasındaki o ince çizgide disiplinli bir hayat yaşamak gerektiğini anladık bir kez daha.

Kaya’nın 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı himayesinde katıldığı BM Güvenlik Kongresi’ne dair paylaştığı hatıra, modern dünyanın yönetim krizini özetler nitelikteydi. Dünyanın en büyük güçlerinin toplandığı salonda ilk gün kimsenin Allah’tan ve Resulü’nden bahsetmediğini belirten Kaya, ikinci gün söz alarak tarihe geçecek şu ikazı yapmış:

Ummanlı bir profesörün yüksek sesle ayağa kalkıp, "İşte aradığınız değer budur, bu teklifi deklarasyona yazın" haykırışı, aslında Batı’nın ve modern sistemlerin içine düştüğü manevi boşluğun ve çıkmazın da açık bir itirafıydı.

Hz. Muhammed’in (sav) Veda Hutbesi’ni adeta ölümü beklediği bir hâlet-i ruhiye içinde verdiğini aktaran Kaya, buna dair üç büyük işarete dikkat çekti: O yıl Cebrail (as) ile yapılan Kur'an mukabelesinin (Ard hadisesi) iki kez tekrarlanması, Nasr Suresi'nin nüzulüyle Hz. Fatıma’ya verilen o hüzünlü müjde ve nihayetinde 8 Mart 632’de Arafat’ta yankılanan "Seneye burada buluşacağımızı sanmıyorum" hitabı...

Tüm bu işaretler, Veda Hutbesi’ni sıradan bir hitabe değil, tüm insanlığa bırakılmış bir vasiyetname kılıyor. Kaya’nın da ifade ettiği gibi; canın, malın ve namusun dokunulmazlığını ilan eden bu muazzam metnin hatırasına, 8 Mart günü "Dünya Veda Hutbesi Günü" olarak ilan edilmeyi hak ediyor.

Hutbenin satır aralarını günümüz meseleleriyle bağdaştıran Kaya, hayati uyarılarda bulundu:

  • Ekonomik Sömürüye İsyan: Faiz: Faizin her türlüsünü ayağının altına alan bir Peygamber’in ümmetiyiz. Kaya’nın benzetmesiyle faiz; "tıpkı bir elektrik süpürgesi gibi milyonların cebinden paraları toplayıp zenginlerin kasasına bırakan" bir sömürü aracıdır. Bu sisteme karşı durmak, insani bir vazifedir.

  • Kadın Hakları ve Aile: İslam’ın kadına verdiği değeri Safa ile Merve arasında koşan siyahi ve cariye bir kadın olan Hz. Hacer üzerinden anlatan Kaya, günümüz aile yapısındaki bozulmalara da değindi. Erkeklerin kadının maişetini sağlama yükümlülüğü (rençberlik) ile kadının iffet ve yuva kurucu rolü arasındaki denge bozulduğunda, toplumun temel taşı olan ailenin çöktüğünü hatırlattı.

  • Irkçılık İlleti: Üstünlüğün sadece takvada olduğunu belirten Kaya, siyah ile beyazın, Arap ile Acem'in eşitliğini Hz. Ömer ve Selman-ı Farisi’nin o muazzam kardeşlik hukukuyla hafızalarımıza kazıdı: "Ben İslam’ın oğlu Selman’ım" diyene, "Ben de Selman’ın kardeşi Ömer’im" diyebilen bir medeniyetin mirasçılarıyız.

Son dönemde türeyen ve Peygamberimizi devre dışı bırakarak İslam’ı yaşama iddiasında olan "zayıf karakterli" akımlara da sert bir mantık dersi verdi Kaya.

  • Kur’an ne yapacağımızı emreder, Sünnet ise nasıl yapacağımızı gösterir.

  • Yeni atanan bir hakimin "Ben yasaları, yönetmelikleri tanımam, sadece Anayasa'ya bakarım" demesi ne kadar absürt ise, sünneti reddetmek de o kadar komiktir.

  • Üstad Bediüzzaman’ın dediği gibi: "Öğretmeni olmayan kitap, kağıttan ibarettir." Kur’an’ın öğretmeni ise Hz. Muhammed’dir (sav). Tıpkı bir kimya öğretmeninin öğrencisini laboratuvarda kitapla baş başa bırakmayıp ona rehberlik etmesi gibi, Efendimiz de bizim hayat rehberimizdir.

Sohbetini cemaate, anne-babalara ve öğretmenlere dualarla bitiren Kaya, akıllarda kalacak o nükteli ve umut dolu cümleyle noktayı koydu:

Rabbim bizleri o doğru adresten, Veda Hutbesi’nin evrensel ilkelerinden ve Efendimizin (sav) rehberliğinden ayırmasın.

YORUM EKLE