Barış ve huzur sürecine amasız destek vermek lazım.

Ülkenin eski karanlık günlerinden kalma bu kavgayı sonlandırmak meclisin
boyun borcuydu kurulan komisyonla önemli bir çalışma yapıldı hazırlanan
yasa taslağı da içerik olarak fena değil, hayra vesile olur inşallah.
1925 olaylarından sonra ülkemizde meydana gelen haksız vakalar bir
yandan devlet ile millet varasını açıyordu diğer yandan devletin dünya
ölçülerine göre varlığını hissettirmesini engelliyordu. Bizim gibi bazı
vatandaşlar farkındaydı ama melez insanlar bu haksızlıklara destekliyor,
bunu fırsat bilip vatandaşa sıkıntı veriyordu.
Baksanıza gün yüzüne çıktığı kadarıyla Öcalan’ın derin devlet ile irtibatı
şeytanın bile aklına gelmez. Neyse eski günlerde meydana gelen o haksız
hadiselere takılıp patinaj etmeyelim, biz önümüze bakalım.
Sene 2013 yılı Mart ayının ilk haftasında Türkiye küçük Millet
Meclisleri(TkMM),  “Barış Üçgeni” adı altında 1 Mart İzmir, 2 Mart
Diyarbakır ve 3 Mart İstanbul’da olmak üzere üç günlük nitelikli bir
faaliyette bulundu.
1 Mart günü İzmir Meclisi’nin  özel konuğu bendim, ama konuşma sürem 5
dakika, kolay değil tabi 5 Dakikada Kürt meselesin toparlamak ama
şükürler olsun yaptığım o kısa konuşmayla 96 kişilik İzmir Meclise bir
heyecan kazandırdım.
Kısaca dedim ki;
“Diyarbakır’dan size selam ve dua getirdim. Devlet uzun zaman sizi iki
şeyle korkuttu, biri dedi ki, şeriat gelse eliniz kolunuz gidecek, diğeri de
dedi ki, Kürt meselesinde çözüm olursa devlet bölünür. Halbuki ikisi de
yalan, ben 8 yıl medrese tahsilinin göre bir vatandaş olarak o şeriat
isteyenlerin önde geleniyim, İnsan hakları aktivisti olarak Kürt meselesinin
çözümünün ülkeye huzur ve başarı getireceğine inanıyorum.
Kalkıp da devlet adına yapılan hangi kabahatin peşine düşeceğim? bir
milyon yanlış yapmış, bir defa özür dilesin yeter, üzerine çarpı işareti atıp
çöpe atıyorum. Ayrıca kim, hangi gerekçeyle benim haklarımı benimle
müzakere ediyor? verin bana bir A-4 kağıdı yedi talebim var, yasal ve
anayasal düzenlemeyle bana verin rahat edelim.” Şeklinde bir konuşma
yapmıştım.
Eskiden bizim MİT başkanımız kendini CİA’nın Türkiye Masasını Büro Şefi
olarak tanıtır ve bununla iftihar ediyordu, bu gün ise MİT başkanı
ülkemizin menfaatlerini gözetiyor, Vatandaşın başına çorap örmeyi
bırakmış uluslar arası operasyonlara imza atıyor.
İbrahim Kalın bundan 8-10 yıl önce Diyarbakır’da Cigerxun Kültür
Merkezinde yer alan Ben u Sen salonunda demişti ki; “10 yılda bir hikaye
yazabiliriz" ve bu gün o hikayenin emareleri bir bir gözüküyor.
Dolayısıyla bu barış ve huzur süreci bazı yönleriyle içimize sinmese de
destek vermeliyiz. Bu ülkenin huzur ve güvene ihtiyacı var. Hiçbir barışta
iki tarafın mutlu olması mümkün değil, asgari menfaatler/müşterekler
üzerinde karara varılır, olan oldu biz önümüze bakalım. Ülkemizi yeni
günler bekliyor, bunun önündeki taşları toplama zamanı gelmiştir.

*Bu PKK meselesi bu engel oluşturan taşlardan biriydi,
*Kemalist sistemi bir din haline getiren kimseler var, onlarla da makul bir
anlaşmaya gidilmeli, böyle gitmez ülke ayağa kalkıyor ama bu bir ayak
bağı durumundadır,
*Türkçülüğü birlerinin gözüne sokarcasına itici bir hale getiren sözde
milliyetçiler var, bunlara hakikati anlatıp onları bu yanlış yoldan
çevirmemiz lazım.
Biz Millet-i İbrahim’iz, bu ülkenin İstiklal Marşı Türkçe yazılmış ama içinde
Türk kelimesi geçmiyor, “ırkıma yok izmihlal” diyen her okuyucu kendi
ırkını kast ediyor. Tüm vatandaşlarımız ırklarıyla var olsunlar, yüzyıllar
boyu olduğu gibi.
Bu konuda ne gerekiyorsa onu yapmak lazım Ülkenin ana unsuru Kürt ve
Türk olmasına rağmen tüm ırklara mensup insanımızın huzur içinde
yaşayacağı bir gül bahçesine dönüşmelidir. Korkaklar bizden uzak dursun,
ülkemiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın riyasetinde her geçen
gün daha iyiye gidecek inşallah
Selam ve selametle kalın.
Eyüphan Kaya

YORUM EKLE