Yapılan ortak açıklamada, Doğu Türkistan’ın sömürgecilikten kurtulması ve bağımsızlığının yeniden tesisi için uluslararası desteğin hayati önem taşıdığı vurgulandı.
76 Yıllık İşgal ve Değişen Demografi
Pekin yönetiminin 23 Mayıs 2014 tarihinde başlattığı "Şiddetli Terörizme Karşı Sert Darbe Kampanyası", bugün birçok Batılı parlamento tarafından soykırım olarak kabul ediliyor. Tarihsel süreçte Doğu Türkistan'da yaşanan değişimler ise durumun vahametini ortaya koyuyor:
-
İşgal Süreci: 1949 yılındaki Çin işgaline kadar bağımsız olan bölgede, 76 yıllık süreçte yerli Türk nüfusu %90'dan %55'e geriledi.
-
Çinli Nüfus Artışı: Bölgedeki Çinli nüfusu bu süreçte %5'ten %42'nin üzerine çıktı.
-
Zorla Çalıştırma ve Kamplar: 2014-2019 döneminde yaklaşık 7,8 milyon kişi “mesleki eğitim” adı altında kamplara gönderildi. BM Özel Raportörleri, 2026 yılı başında bu uygulamaların kölelik teşkil edebileceği uyarısını yineledi.
İnsanlık Suçu: Organ Nakli ve Zorla Kısırlaştırma
Habere yansıyan verilere göre, bölgede yaşananlar modern dünyanın en ağır insan hakları ihlallerinden biri olarak nitelendiriliyor:
-
Organ Ticareti İddiaları: ABD Kongresi’ndeki tanıklıklara göre her yıl 25 bin ile 50 bin arasında Uygur ve diğer Türk halkı mensubu, zorla organ nakli amacıyla hayatını kaybediyor.
-
Doğum Engelleme: Çin’in politikalarının önümüzdeki 20 yıl içinde 4,5 milyon Uygur doğumunu engelleyebileceği öngörülürken, bölgedeki doğum oranları şimdiden %50’den fazla düştü.
-
Parçalanan Aileler: Bir milyondan fazla Uygur çocuğu, ailelerinden koparılarak devlet kontrolündeki yatılı tesislerde alıkonuluyor.
"Adalet ve Hesap Verebilirlik İstiyoruz"
DTSH Dışişleri Bakanı Salih Hudayar, dünyanın suçu tanımladığını ancak durdurmak için adım atmadığını belirterek, Türkiye dahil tüm hükümetleri krizin kaynağı olan "sömürgeci işgal" ile yüzleşmeye çağırdı. DTSH Cumhurbaşkanı Dr. Mamtimin Ala ise halkın boş açıklamalara değil, somut adalet ve hesap verebilirlik mekanizmalarına ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti, BM Dekolonizasyon Komitesi’ne sundukları dilekçenin desteklenmesini ve Uluslararası Ceza Mahkemesi nezdinde sürecin başlatılmasını talep ediyor.