İHTİKAR — II Devlet Cezayı Kime Kesti?

Bir adam açıkta baklava sattı.

Belediye ekibi geldi. Tezgah kapatıldı, ceza yazıldı. Adam mülteciyi, Türkçesi kırıktı, savunma yapamadı. Sokak temizlendi, zabıta raporu dosyalandı, iş bitti.

Öte yanda yedi büyük firma yıllarca fiyat koordinasyonu yaptı. Brisa, Goodyear, Michelin, Continental, Hankook, Pirelli, Prometeon. Bayi ağları üzerinden liste paylaştılar, rekabeti kağıt üzerinde bıraktılar, tüketiciyi koordineli biçimde soydular.

Rekabet Kurumu soruşturmayı kapattı.

Ceza: 3 milyar 633 milyon lira. Üç ay süre verildi, uyum belgesi istenecek.

İki sahne. İki kural. İki hız.

Peki devlet cezayı kime kesti?

Para Bir Kez Kazanılır, Defalarca Vergilenir

Bir vatandaşı düşün. Orta gelirli, kayıtlı, dürüst.

Maaşı bordrodan önce bölünür. SGK işçi payı kesilir, işsizlik primi kesilir, gelir vergisi kesilir. Para henüz eline geçmeden devlet payını almıştır.

Sonra o parayla hayatını kurmaya çalışır.

Markete gider; temel gıdada KDV yüzde bir, diğer ürünlerde yüzde sekiz, yüzde yirmi. Elektrik faturası gelir; enerji bedeli üzerine KDV eklenir, üstüne bir de yüzde beş belediye tüketim vergisi. Su faturası gelir, doğalgaz gelir, aynı katmanlar. Arabaya biner; akaryakıtta litre başına sabit ÖTV, üstüne KDV. Telefon kullanır; özel iletişim vergisi. Araç sahibiyse yılda iki kez MTV.

Şimdi dur ve düşün.

Adam vergisini ödedi. Devlet aldı. Bitti mi?

Hayır.

O parayla alışveriş yaptı, bir vergi daha. Yedi, vergi. İçti, vergi. Isındı, vergi. Hastalandı, ilaçta KDV. Taşındı, tapu harcı. Öldü, mirasçısına veraset vergisi.

Aynı para. Kazanılırken bir kez vergilendirildi. Harcanırken defalarca. Bir sonraki elde bir kez daha.

Para doğduğunda vergilenir. Yaşadığında vergilenir. Öldüğünde vergilenir.

Buna hayat pahalılığı diyoruz. Aslında adı başka: katmanlı vergilendirme. Görünmez, otomatik, kaçışsız.

Gri Alanın Sakinleri

Şimdi gözünü kayıt dışına çevir.

Büyük müteahhit tapuyu düşük gösterir. Bunu herkes bilir. Noter bilir, komşu bilir, alıcı bilir, devlet bilir. Resmî kayıt başka, gerçek rakam başka. Aradaki fark nakit olarak el değiştirir, kayıt altına girmez.

Üç harfli market zinciri vergi yapısını optimize eder. Franchise modeli, depo kurgusu, fatura akışı. Yasal mı? Kısmen. Adil mi? Farklı soru.

Kamu ihalesi kazanan firma kazancını kanunun istisna maddelerine göre taşır. İstisna zamanla kural, kural zamanla hak haline gelir.

Kayıt altındaki vatandaş her ay hesap verir. Gri alandaki büyük oyuncu yıllar sonra, belki hiç.

Cezanın Döngüsü

وَلَا تَأْكُلُوا أَمْوَالَكُم بَيْنَكُم بِالْبَاطِلِ

"Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin."

(Bakara, 188)

3,6 milyar lira ceza kesildi. Firma bu cezayı nasıl karşılayacak?

Üç harfli marketlerde bu sorunun cevabını zaten yaşadık. Rekabet cezası geldi, birkaç ay sonra raf fiyatları sessizce arttı. Gazete manşeti çoktan unutulmuştu. Kimse bağlantı kurmadı.

Ceza bir gider kalemidir. Gider maliyete girer. Maliyet fiyata yansır. Fiyatı halk öder.

Devlet firmaya yazdı. Firma halka yazdı. Döngü kapandı.

Çürüme Yukarıdan Akar

En tehlikeli nokta burası.

Nakit çalışan müteahhidi gören komşusu da öğrenir. Vergiyi optimize eden zinciri gören küçük esnaf da yönünü bulur. Koordineli fiyat belirleyen devi gören sektör de aynı yolu arar.

Sistemi kıranların sayısı artık o kadar büyük ki sistem içinden çözülüyor. Bunları yapanlar kötü insan mı? Çoğu değil. Başka türlü ayakta kalamayacağını öğrenenler.

Çürüme karakterden değil kurallardan kaynaklanıyorsa, suç bireyde değil sistemdedir.

Üç Ay Süre

Firmalar düzenlemeleri üç ay içinde hayata geçirecek. Filigranlı fiyat listesi, bireysel bayi hesabı, toplu duyuru yasağı.

Üç ay.

Tam da geçmişe dönük kayıtların uyumlu hale getirilmesi için yetecek kadar zaman.

Bunu söylemek suçlama değildir. Takvim gözlemidir.

Peki Ya Af?

Geride daha büyük sahne var.

İhaleler. Haksız kazançlar. Ve zaman zaman çıkan vergi afları.

Bir vatandaş üç ay SGK primini ödeyemese icra gelir. Bir firma yıllarca vergi vermese af kanunuyla sıfırlanır. İkisi de borçluydu. İkisine de devlet muhatap oldu. Sonuç farklı.

Şimdi şunu düşün.

O vergi kimin parasıydı? Halkın. Devlet o parayı halkın adına mı affetti? Halk bu kararın neresindeydi? Hangi meclis kürsüsünde halkın oyu soruldu?

Devlet benim adıma kime af çıkardı?

Ben ne zaman af beklesem icra kapımda diyenleri düşün bir kereliğine .

O zaman bu af kimin adına yapıldı?

Bunu düşünmek lazım. Çok düşünmek lazım.

Biz Ne İstiyoruz?

Biz suçlamıyoruz.

İsimsiz hedef göstermiyoruz.

Kin gütmüyoruz.

Biz aşağıdan bakıyoruz.

Halkın gözüyle bakıyoruz.

Ve gördüklerimizi söylüyoruz.

Tavukçudan lastikçiye, marketlerden müteahhitlere, ihalelerden af kanunlarına uzanan bu zincirin her halkasında aynı sonuç çıkıyor: fatura halka kesiliyor.

Adil bir vergi sistemi gücüne göre değil, kazancına göre yük biçer. Küçük esnafın tezgahını kapatıp büyük kartele uyum süreci tanımaz. Kayıt altındakini sıkıştırıp gri alandakini korumaz.

Bu yazıyı biz yazdık.

Aşağıdan bakan halkın gözüyle.

Sistemi bilen biri yazsaydı neler çıkardı, kim bilir.

Devlet cezayı kime kesti?

Kağıt üzerinde firmaya.

Pratikte aynaya bakın.

— Ferhanca

YORUM EKLE