Fikir ve edebi dünyamızın en parlak kutup yıldızlarından biri olan Necip Fazıl Kısakürek, vefatının yıl dönümünde sadece bir şair olarak değil, aynı zamanda bir tefekkür ve aksiyon insanı olarak kalplerimizde ve zihinlerimizde yaşamaya devam ediyor. O, kalemi bir silah gibi kullanan, kelimelere ruh üfleyen ve bir neslin uyanışına öncülük eden müstesna bir şahsiyettir. Necip Fazıl, Türk edebiyatında derin izler bırakan felsefi ve mistik derinliğiyle tanınır. Kendine has üslubuyla kaleme aldığı "Çile", insanın varoluşsal sancılarını, hakikat arayışını ve yaratıcıya olan teslimiyetini en sarsıcı şekilde gözler önüne serer. Şiirlerindeki her bir mısra, bir yandan insanın iç dünyasındaki fırtınaları dindirirken diğer yandan okuyucuyu derin bir muhasebeye davet eder. O, sadece hece ölçüsünün zirvesi değil; kelimelerin efendisidir. Onun düşünce dünyasının temel taşını oluşturan "Büyük Doğu" ideali ise yalnızca siyasi ya bir toplumsal duruş değil; köklerinden koparılmak istenen bir medeniyetin yeniden şahlanış çağrısıdır. Necip Fazıl, kalemiyle ve hitabetiyle bir gençliğin inşasını hedeflemiş, "Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!" şuurunda bir nesil yetiştirmek için ömrünü vakfetmiştir. Bugün bizlere düşen görev, Üstadın mirasını sadece anmak değil; onun fikir, mana ve estetik dünyasını doğru anlamak ve geleceğe taşımaktır. O, fikir dünyamızın sönmeyen bir güneşi, kalbimizin ve kalemin dinmeyen sesidir. Vefatının yıl dönümünde büyük mütefekkir, şair ve yazar Necip Fazıl Kısakürek’i rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
