ENGİN ALTUNOĞLU YAZDI : " HER YOL İSRAİL'E ÇIKIYOR! "
UEFA'nın çifte standardı: Asya'dan dışlanan İsrail'e Avrupa kapıları açılırken Rusya'ya kapatılıyor!
Uluslararası futbolun yönetim organı UEFA'nın kararlarına baktığımızda insanın aklına ister istemez aynı soru geliyor: Futbolda adalet gerçekten herkes için eşit mi, yoksa ülkelerin siyasi konumlarına göre mi değişiyor?
Bu sorunun cevabını aramak için biraz geriye, İsrail'in Asya futbolundaki geçmişine bakmak gerekiyor.
Bugün Avrupa futbolunun bir parçası olarak gördüğümüz İsrail, coğrafi olarak Asya kıtasında bulunuyor. 1956 yılında Asya Futbol Konfederasyonu'na (AFC) üye oldu. 1964 yılında Asya Kupası'nı kazandı. Yani bir dönem Asya futbolunun önemli aktörlerinden biriydi.
Ancak İsrail'in Filistin politikaları, bölgedeki savaşlar ve siyasi gerilimler nedeniyle Asya ülkelerinin tepkisi futbol sahalarına da yansıdı. Boykotların ve itirazların ardından 1974 yılında Tahran'da yapılan oylamayla İsrail'in AFC üyeliği sona erdi.
Asya futbolunda kendisine yer bulamayan İsrail'in Avrupa'ya geçiş süreci başladı. 1991 yılında Avrupa organizasyonlarında düzenli mücadele etmeye başlayan İsrail, 1994 yılında UEFA'nın tam üyesi oldu.
Böylece coğrafi olarak Asya'da bulunan bir ülke, binlerce kilometre uzaktaki Avrupa futbolunun parçası hâline geldi.
Şimdi gelelim diğer tarafa...
Coğrafi olarak Avrupa'da bulunan Rusya, 2022 yılında Ukrayna'ya yönelik askerî müdahalesinin ardından UEFA ve FIFA tarafından organizasyonlardan men edildi. Rus kulüpleri Avrupa kupalarının dışında bırakıldı, millî takımlarının uluslararası müsabakalara katılımı askıya alındı.
Diğer tarafta İsrail var.
Gazze'de yaşanan büyük insani yıkım, on binlerce insanın hayatını kaybetmesi, milyonlarca insanın yerinden edilmesi ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerine ilişkin uluslararası yargı tespitleri...
Bütün bunlara rağmen İsrail futbolu UEFA organizasyonlarında mücadele etmeye devam ediyor.
İşte tam da burada UEFA'nın çifte standardı tartışmaya açılıyor.
Rusya söz konusu olduğunda yaptırım uygulayan UEFA, İsrail söz konusu olduğunda neden aynı yaklaşımı benimsemiyor?
Bir ülkenin coğrafi konumu gerektiğinde görmezden gelinerek Avrupa futboluna kabul edilebiliyor. Ancak Avrupa kıtasında bulunan başka bir ülke, siyasi ve askerî gelişmeler nedeniyle futbolun dışına çıkarılabiliyor.
Elbette Rusya ve İsrail örneklerinin hukuki ve siyasi koşulları bütünüyle aynı değil. Ancak UEFA'nın hangi kriterleri esas aldığını ve neden farklı uygulamalara başvurduğunu açıklaması gerekiyor.
Üstelik bu tartışmanın bedelini şimdi Türk futbolu da ödüyor.
Beşiktaş'ın İsrail temsilcisi Hapoel Beer-Sheva ile İstanbul'da oynanması planlanan karşılaşması, güvenlik gerekçesiyle Gürcistan'ın Batum kentine taşındı.
UEFA'nın 30 Ekim tarihli açıklamasında, Türk makamlarının güvenlik gerekçesiyle maçın İstanbul'da oynanamayacağını bildirdiği ifade edildi.
Elbette güvenlik önemlidir. Hiçbir futbol karşılaşması insan hayatından daha değerli değildir. Ancak insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Beşiktaş'ın, Türk taraftarların ve Türk futbolunun İsrail'in politikalarıyla ne ilgisi var?
İsrail'in uluslararası alandaki siyasi ve askerî politikalarının sonuçları neden başka ülkelerin kulüplerine ve taraftarlarına sportif kayıp olarak yansıyor?
Asya'dan siyasi nedenlerle ayrılmak zorunda kalan İsrail'e Avrupa futbolunda kapılar açılırken, Avrupa'nın bir ülkesi olan Rusya'ya bu kapılar kapatılıyor.
Bir tarafta UEFA'nın organizasyonlarında mücadele etmeye devam eden İsrail, diğer tarafta yıllardır Avrupa futbolunun dışında tutulan Rusya...
Ve bütün bu tablonun ortasında kendi sahasında oynama hakkını kaybeden Beşiktaş.
HER YOL İSRAİL'E ÇIKIYOR GİBİ!
UEFA'nın artık kamuoyuna açıklaması gereken çok temel bir konu var:
Futbolda eşitlik ve tarafsızlık ilkeleri hangi ölçütlere göre uygulanıyor? Bir ülke için geçerli olan yaptırımlar diğer ülke için neden geçerli olmuyor?
Uluslararası spor kuruluşlarının güvenilirliği, yalnızca kurallar koymalarıyla değil, bu kuralları herkese aynı ölçüde uygulamalarıyla mümkündür.
Çünkü adalet, ülkelerin gücüne, siyasi ilişkilerine veya uluslararası dengelerdeki konumlarına göre değişmemelidir.
Futbolun evrensel değerlerinden söz ediliyorsa, bu değerler herkes için geçerli olmalıdır.
İlgili Haberler
Özel Haber
Özel Haber
Yorumlar (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.